Kimim Ben?
1990 yılının Ekim ayında arz-ı endam etmiş bir homo sapiens'im. Hayatın birçoğumuz gibi bana da oyunlar kurduğundan habersiz, öylece yaşayıp gidiyordum. Etrafımdaki herkes -anlam veremediğim şekilde- çevremde pervane oluyordu. 6-7 yaşlarında Devlet Opera ve Balesi'nde çocuk korosuna girdim. O yaşlarda sahne tozu zehri içe çekilince, tuhaf bir bağımlılık yapıyor. Işıklar, alkışlar vb. bir ömür sürsün isteniyor; ama hayatın planları çerçevesinde hiçbir şey insanın istekleri doğrultusunda olmayabiliyor.
Öyle böyle hayatıma devam ederken, 1999 yılı Şubat tatili sırasında başıma çok tuhaf bir olay gelmişti. Bilgisayarın başında umarsız çocukluğumda oyun oynarken, birden sol bacağım anlamsız biçimde kasılıp, bilgisayar masasının altına yapıştı. Biraz zorlanarak da olsa arkamda gazete okuyan babama 'Bıbıa gell!' diye seslenebilmiştim. Beni masanın altından çıkarıp kucaklayıp, kanepenin üzerine bıraktı. Kanepede sudan çıkmış balık misali debeleniyordum. Aslında bedenimin sol yarısı debeleniyor, sağ yarısı öylece yatıyordu. Ailem başıma toplanış, buz kesilmiş halde bana bakıyorlardı. Yaklaşık 15 dakika debelenmenin ardından durdum ve ayağa kalkmaya nietlendim, ancak sol bacağım beni taşımadığından başarılı olamadım. Babam yine beni kucakladı ve taksiyle hastaneye gittik.
Hastanede kaldığım bir hafta boyunca EEG'ler, MR(emar)'lar çekilerek bende epilepsi araştırrmaları yapıldı, ancak bir sonuç elde edilemedi. Ben de öylece hastanede bir hafta boyunca takılmış oldum kafamda tuhaf bir jöle, on-on beş tane kabloyla birlikte.
Ve geldik 2001 yılına... 2001 yılında görme bozukluğu şikayettiyle yine hastanenin yolunu tuttuk. Doktor başka bir şeyden şüphelenerek, beni şüphelendiği 'uveyit' denen rahasızlığın uzmanına yönlendirdi, ve hayatımda yeni bir terim açılmış oldu. Bu uveyit, hayatımı etkileyen zaımbırtının ilk adımı olarak değerlendirilebilir. Gerçi son zamanlarda farkedebildiğim kadarıyla ilk bahsettiğim olay da bir göstegeymiş. Uveyit tanısından sonra, ergenlik dönemimin içine eden yeni kavram olan 'kortizon' da hayatıma girmiş oldu. Çok etkili olmakla birlikte, bedende su tutan, en ufak tuz bedene girdiği an vcudu şişiren, iğrenç bir ilaçtı. 12-13 yaşları için 75 kilo fazla oluyor takdir edersiniz, okulda lakabım Beyazıt Öztürk'ün Hüsmen Ağa karakterinden esinlenilerek 'Hüsmen' olmuştu. Bilirsiniz, o yailarda çocuklar çok kırılgan, vr bir o kadar da acımasızz oluyorlar. O örnekte ben kırılgan, arkadalar acımasıs rollerini stlenmiştk.
Gelgelelim böyleve girmiş bulundum hayat yolculuğuna. Devamı ve dahası yolda...
Yorumlar
Yorum Gönder