Bu dünyada geçirdiğimiz zaman üzerine düşünecek çok vaktim  oldu. Yaşamak neydi ki? Belki de sadece doğumdan sonra ölümü beklediğimiz sıradan bir oyun. Kimilerine hayat hep güler, kimilerine ise bin bir türlü oyun eder. İnsan varlığının kökenini sorgularken, zaman geçtikçe hayat anlamını kaybeder. Sorgulamaktan çekinenler ise, bu anlamsızlık batağında yok olup gider. Hoş, neticede günün birinde hepimiz yok olup terkedeceğiz bu diyarı. Ama hayatın tadını çıkarmak varken, hayatın binlerce oyunundan bir kaçına birden maruz kalınca, derin düşüncelere dalıyor insan. Günün birinde yitip gideceğini düşünenlerde doludur tımarhaneler...

    Bütün büyük filozoflar bu hayata bir anlam yükleyebilmek için akıllarını kaybetmişlerdir, sırf sonradan gelecek olanlara daha güzel ve mutlu bir dünya bırakmak adına. Belki de gelişine yaşamaktır en doğru olan. Fazla düşünmenin varacağı tek yer ruh ve sinir hastalıkları hastanesidir. Düşünüyor olmak, sadece insana özgü bir lanettir; çünkü başka hiç bir canlıda delirme gibi bir sıkıntı yoktur. Ama yine de, düşünceler olmadan bu hayat çekilmez. Bunun aksini söyleyen biri varsa, elimden gelen en açık şekilde söylüyorum ki, bir ot parçasından başka bir şey değildir.

    Kimilerine göre eğlenceli bir oyun olan hayat, zaman zaman bir ıstırap kaynağı olmuştur ben ve benim gibiler için.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar