Mutsuzluk


    Köken olarak Göktürkçe bir kelimedir mut ve anlam olarak kendini iyi veya kötü hissetme durumunu açıklama anlamına  gelmektedir. Osmanlı’dan kalan arapça ve farsça kelimelerin arasından sıyrılıp günümüze kadar gelebilmiş sayılı Türkçe kelimeden biridir.

    Mutsuzluk, mut noksanlığıdır aslında bir bakıma. Benim bu yazıyı yazma sebebim, mut eksikliğimin çok yüksek bir noktada olmasıdır.

    Çok geniş bir konudur özünde mutsuzluk, kişiden kişiye çeşitlilik gösterir her zaman. Kimi yaşayıp pişman olduklarından, kimi yaşayamadıklarından, kimi istediğini yapıp hala bir şeylerin eksikliğini hissettiğinden, kimi her şeyi isterken istediği hiç bir şeye erişemediğinden... Liste öylece uzar gider.

Şüphesiz ki en acı veren mutsuzluk, bir konuda kesin başarılı olacağınızı bildiğiniz halde, elde olmayan nedenlerden ötürü o konunun yanından bile geçememenizden kaynaklanr; tıpkı benim gibi.

Bir tanı, hayatımın gidişatını tamamıyla ters yüz etti. Oysa ki öncesinde ne hayallerim vardı. Bu hayallerimin temelinde, küçük yaşta yuttuğum sahne tozu yatmakta muhtemelen. Ama ne derler bilirsiniz: Siz planlar yaparken, kader karşınıza geçip güler. Kader karşıma geçip gülmemiş, iğrenç bir kahkaha patlatmıştı adeta. 

Ama tabi ki pes etmeyecektim. Pes etmeye çok yaklaştığım anlar oldu; ancak onun kazanmasına izin veremezdim. Hayat bana ne kadar çelme takarsa taksın, attığı tokatlar ne kadar canımı yakarsa yaksın;, umursamadan yoluma devam edecektim. Bu zorlu, iniş çıkışlarla dolu yolda kendime bir yoldaş arıyordum; ben de kelimelere tutundum. 

Yalnızlığımda tutunacak dalım oldu kelimeler. İçimdeki kini, eksikliğimi, acılarımı, ümitsizliklerimi paylaşabildiğim yegane dostum oldular. Somut anlamda da dostlarım oldu pek tabi; ama günü gelince birer birer koptular benden. Ben de benden asla kopmayacağını bildiğim kelimelerime sarıldım. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar